Zorunlu Kış Lastiği Takmayanlara 625 Lira İdari Para Cezası Verilecek Zorunlu Kış Lastiği Takmayanlara 625 Lira İdari Para Cezası Verilecek 1 Aralık ve 1 Nisan tarihle...           • Deri, Tekstil, Ayakkabı ve Moda Tasarım Öğrencilerinin Üretim ve Tasarım Yeteneklerinin Geliştirilmesi” proje toplantısı yapıldı Deri, Tekstil, Ayakkabı ve Moda Tasarım Öğrencilerinin Üretim ve Tasarım Yeteneklerinin ...           • Gerede Ticaret ve Sanayi Odasından öğrencilere 900 adet Spor Ayakkabı hediye   Gerede Ticaret ve Sanayi Odasından  öğrencilere 900 adet Spor Ayakkabı  hed...           • Trafik Cezalarını Artıran Kanun Resmi Gazete'de Yayımlandı Trafik Cezalarını Artıran Kanun Resmi Gazete'de Yayımlandı Trafik cezalarını artıran kanun, bug&u...           • Müftü, sahte imzayla kaymakamı bakanlığa şikayet etti Müftü, sahte imzayla kaymakamı bakanlığa şikayet etti Bolu'nun Yeniçağa il&ccedi...           • GEREDE HAYVAN VE EMTİA PANAYIRI TARİHLERİ 14-15-16 EYLÜLDE BAŞLIYOR. GEREDE HAYVAN VE EMTİA PANAYIRI TARİHLERİ 14-15-16 EYLÜLDE BAŞLIYOR. Her yıl eylül ayı...           • Kredi kartı kullananlar dikkat! Çok önemli uyarı Kredi kartı kullananlar dikkat! Çok önemli uyarı TÜKODER Genel Başkanı Aziz Ko&c...           • Uzmanlardan kimlik uyarısı! Bir an önce başvurun Uzmanlardan kimlik uyarısı! Bir an önce başvurun Uzmanlar henüz çipli kimliğe ge...           • Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği       28 Ekim 2017 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı :...           • Radar Denetimlerinde Yeni Dönem! "Dikkat, Radar Aracı" Yazılı Otomobiller Tanıtıldı Radar Denetimlerinde Yeni Dönem! "Dikkat, Radar Aracı" Yazılı Otomobiller Tanıtıldı Mersin E...           

“PERVANE" - Yunus GÜLDEMİR

“PERVANE"

Yazar: Yunus GÜLDEMİR |  Tarih:18 / 1 / 2012


“Sorarsan kimdeniz, dikkat et söze

Çiçeğiz, arıya bal bizden gelir.

Dostluk ağacıyız, meyvemiz size

Mâziden âtiye dal bizden gelir.

 

Urum ellerinde olduk daima

Kıldık mübareği kıble-i Cuma

‘Her ne olursan ol, gel’, diyor ama

Yüce Mevlânâ’ya gel bizden gelir.”

Tuncay DEMİR

 

      Şâir, belki de gizli bir ozan, kimbilir. Bolu ve yöresinin bu içli şâiri elbette, Tuncay DEMİR. Bolu İli, Seben İlçesi’nden.

      Ozan Dertli’yi okumuş,daha doğrusu içmiş, ta gönülden. Dertli tarzında birden çok şiirini okudum. Son sanat yıllarında serbest vezinle yazmış  bu içli ozan;  en son yazdığı şiirini kendi sesinden dinledim. Kendi sesinden dinlediğim “İkilem” ini sizlere sunuyorum:

Gökkuşağı hayalimden silinir

Nerden baksam ay karanlık gecedir

Uykularım satırlarla bölünür

Ben maviyi unutmuşum nicedir

 

İhtiraslar kör kuyudur ensemde

İbrahim’im Sare değil kederim

Kenan nere, Mısır nere desem de

Bilirim ki Mısır benim kaderim

 

Dört yanımda huri, gılman rakseder

Hayallerim buzul buzul yanıyor

Her düşüncem ateşlere akseder

Hazzın ortasında aklım kanıyor

 

      “Pervane”  TUNCAY,  beni ziyarete geldiğinde iki şiir kitabı hediyesi ile geldi. Şâir Abbas YARDIMCI’ya ve kendisine ait  “Hazan Senfonileri”ni  vakit buldukça tekrar tekrar okuyacağım…

      Abbas YARDIMCI, “Hasretim Sana” adlı adlı kitabından “Haberin Var mı?” yı şöyle sesleniyor:

 

“Bir kerecik bakmaz oldun yüzüme

Sormadın hâlimi haberin var mı?

Hasta düştüm dertlerimle yaşarım

Sormadın hâlimi haberin var mı?

 

Derdim derindedir yaram kanıyor

Kimi sever, kimi sevmez sanıyor

Acılar çekmişim içim yanıyor

Sormadın hâlimi haberin var mı?

 

Gözledim yolları gelen olmadı

Çektiğim çileler daha dolmadı

Tahammül tükendi, sabır kalmadı

Sormadın hâlimi haberin var mı?

 

 

Adını andıkça içim eriyor

Gözlerim her yerde seni arıyor

Herkes sevdiğini almış yürüyor

Sormadın hâlimi haberin var mı?

 

Abbas’ım diyor ki açmayın yaram

Soran dostlarıma selâmı salam

Bırakın beni de Bolu’da kalam

Sormadın hâlimi haberin var mı?

 

      Aziz dostum TUNCAY bey,  bu haftaki yazıma senin hoşuna giden  “Güzel”  adlı şiirimle son veriyorum. Abbas Beyefendi’ye saygılar,  sevgiler sunarım…

 

Sevdanın sevdası yüce huzurda;

Işığın, renklerin çekişi güzel.

Aşk çizgi ötesi,  sınırsız huzur.

Nakkaşın nakışa bakışı güzel.

 

Gönülde aksi var huzuru aşkın.

Aranan sevdalı  ötesi meşkin.

Pervane ruhların denizi taşkın;

Dağlardan denize akışı güzel.

 

Billurdan gözyaşı  ağlayan gülde.

Akşam; al, sarı tül, seher;  bülbülde.

Yıldızlar dönüşte,  dolunay gölde;

Pervaneyi aşkın yakışı güzel.

 

Denizlerde dalga, yakamoz cilve.

Çağlayanda köpük; kar gibi telve.

Arayış gecesi çilesi havle;

Hüzünden huzura çıkışı güzel.

 

Renkler ustasından dönmüş buğlara.

Baharda büyüsü sinmiş bağlara.

Engin denizlere, karlı dağlara;

Boranın, dumanın çöküşü güzel.

 

Birdir çiçeklerin kokusu binbir.

Aynadan aynaya sin oynar cin bir.

Bir iğde, akasya çiçeği getir;

Yârin kokusundan,  kokuşu güzel.

 

Sevda penceresi;  sarı ve kara.

Yeşil,  kahverengi bin bir renk ara.

Güzelden güzele var vara vara;

Güldemir, Yunus’un çekisi güzel.

Ibrıcak,1 Nisan 1997

 

      “İkilem, Hazan Senfonileri ve Hasretim Sana” şiir içerikli basılı kitaplardır. Şiir sevenlere tavsiye ederim…

Ibrıcak,  13 Aralık 2011 Yunus GÜLDEMİR

 

“VEZİN”

 

      D. Mehmet Doğan’ın “Temel Büyük Türkçe Sözlüğü’nde vezin;/A.İ/ 1. Tartı, ağırlık. 2. Şiir ve mûsikîde âhenk ölçüsü. 3. Ahenk,ritm. Anlamında. Kültür ve Edebiyat Dergisi “vezin”se; Anadolu Âşıkları Şiir ve Edebiyat Grubu tarafından 1 Ocak 2011 de kurulmuş. Derginin önsözünü yazan Barış Doğan’a göre ise; “Yunus Emreler’i, Hacı Bektaşlar’ı, Şeyh Galipler’i, Fuzuliler’i, Yahya Kemaller’i Mehmet Akifler’i, Necip Fazıllar’ı, Nazım Hikmetler’i ve daha nicelerini yetiştirmiş bu coğrafyanın işbu tüketim çağında da üretebileceğine ve o zirvelerin tekrar yakalanabileceğine kani bir avuç edebiyat sevdalısının dillerine doladıkları ve ilelebet söyleyebileceklerine inandıkları bir buselik şarkıdır ‘vezin’”.

      Bir solukta okuduğum bu derginin kapağındaki imge; ışığı donmuş mum ise seçilmiş imgelerin en güzeli; elbette şâirlere göre, sular da ısınır, ateşler de üşür. Yetmişli yıllarda şiire başladığımda ilk yazılı esin(ilham) kaynaklarından biri de büyük şâir üstad Abdurrahim Karakoç’tu. “Hasana Mektuplar” cinası ile dikkat çeken üstad bize satirik, lirik şiirleriyle örnek oluyordu. İşte bu yüzden olacak ki “vezin” de bu büyük Anadolu Şâirini dahalayarak birinci sayısında tanıtmış. Röportajını ve derginin son şiiri “Tut Ellermden”i yine bir solukta okuduk.

      Anadolu yaylalarından doğru, toprak kokan, çam sakızı kokan ellerimi size uzatarak birkaç yayın organında yayımlanmış iki nazire şiirimi onlara gönderiyorum:

 

YILLAR OLDU

(Nazire)

“Cahit Sıtkı’nın Anısına”

Yıllar oldu otuz beşi geçeli;

Yolun neresine düşer, yaş kırk bir?

Çakır dikenlikte yollar “Göğçeli”

Budur belki de yazdığım son şiir;

Gerçeğin tasından içtim içeli…

 

Yaşlanmak; geçmişe dalmak, yine de;

Doyumsuz düşlerdi, çocukluğumuz.

Bir ömür gizlenmiş birkaç senede;

Birkaç acı anı burukluğumuz;

Sevinçten, hüzünden izler sinede…

 

“Cahit Sıtkı” ilk âşk unutulur mu?

Yaratanın âşkındandır, ilk âşklar…

Hayâl-meyâl; yalandır, tutulur mu?

Unutur mu, toprağını başaklar;

Tohumsuz yetişen başak olur mu?

 

Sarı çiğdem, koyungözü; ilkbahar…

Akasya  çiçeği kokusu sevda…

İğde çiçeği, gönle dolan yar;

Sonbaharda o, kışta o, o yazda;

Dört mevsim onunla ruhumuz doyar.

 

Doğduk, öldük say; ölürsek, doğduk.

Ne  çıkar geçse de yolun yarısı.

Ölmez mi bebekler, ölmez mi çocuk?

Kural bu, değişmez, gelir sırası;

Şafaktır beliren gurupta ufuk.

 

Taş serttir, ateş yakar, gökyüzü renksiz.

Kibirli bulutlar, gurur boğan su.

Saçlarda yaşlılık ağaran sessiz;

Doğuştan ölüme derttir; hayat bu;

Gülüşle ağlayış, belli belirsiz.

 

Taht ne Musalla ne, saltanat nedir?

Ölen mi var, ağlayan kim, gülen kim?

İki yok, üç yok, beş yok, kalan birdir.

Hayata sükûttan sonsuzluk hâkim;

Varlıkta bir geçit kapısı kabir…

Gerede,15 Kasım 1994 Salı

 

SEVDİĞİM

(Nazire)

 

Beni bir çalı say, tozum yolboyu.

Yola düşmüş, bir çalı say, sevdiğim.

Yaylalar bağrında, çoban gönlünde;

Güle düşmüş, bir çalı say, sevdiğim.

 

Yüreğimde, gariplerin yası var.

Dallarımda, rüzgârların sesi var.

İçimde, yağmurdan yağmur gök yağar;

Sele düşmüş, bir çalı say, sevdiğim.

 

Dağ bülbülü, kanatların kanlı mı?

Yanar, kanar gönlün âşık gönlü mü?

Sevda vurdu, toprak olmuş gönlümü;

Dile düşmüş, bir çalı say, sevdiğim.

 

Bir çalı say beni, yaylada biten.

Kırlarda ağlayan, herkese batan.

Dertli gök dumanım bacada tüten;

Hâle düşmüş, bir çalı say, sevdiğim.

 

Say beni sevdiğim, sesim sesinde.

Düşün dağlarında ruhlar esinde.

Hâyal meyâl yaylaların sisinde;

Tüle düşmüş bir çalı say sevdiğim.

 

Ay ışığı yayla, dolunay siste.

Sular susta, ney mi, kamışlar seste?

Kıyıda daralan canı nefeste;

Göle düşmüş, bir çalı say, sevdiğim.

 

Sonsuz kaynağından sırdır, âşk cana.

Âşkla seven canlar, sonsuz, yan yana.

Gül demir, ezelden yanmış âşkına;

Küle düşmüş, bir çalı say, sevdiğim.

Sayım Günü, 30 Kasım 1997

 

      Çeşitli yayın organlarında yayınlanan, şiir konulu düz yazım “Pirosmani”nin  son bölümündeki bir naziremle bu haftaki yazıma son veriyorum:

      “Gelin, şehrin ortasına şiirden bir bina kuralım. Binanın ortasına da şiirden bir semaver koyalım. Her şeyi şiir olan bu semaverden şiirden bardaklarla dem dem şiirler içelim; birbirimizle şiir sohbetleri yapalım…”

      Nice senelere sevgili “vezin”!.. Bolu Türk Ocağı Üçtepe Şairleri’nin naçiz bir üyesi olarak yayın heyetinize, şâir ve yazarlarınıza yüksek saygılarımla… Vesselâm!...

Bolu-Gerede,1 Aralık 2011 Yunus GÜLDEMİR

 

 

 

 

 

 

 




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları


Bu yazıya yapılan yorumlar (1 Yorum)


1 - Palmiye yayınları 13/11/2013

Palmiye yayınları olarak gazeteci, yazar, şair arkadaşlarımıza bir imkân sunuyoruz. Destekli yayıncılık kapsamında yazılarınızı kitaba dönüştürebiliriz. Siz yazın biz basalım yayınlayalım. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen iletişime geçiniz. İletişim bilgilerimiz: bilgi@palmiyeyayinlari.com https://www.facebook.com/palmiyeyayinlari Tel: 0555 2915061-0539 3602045


İlk - < Önceki [1]  Sonraki> - Son


İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal