Zorunlu Kış Lastiği Takmayanlara 625 Lira İdari Para Cezası Verilecek Zorunlu Kış Lastiği Takmayanlara 625 Lira İdari Para Cezası Verilecek 1 Aralık ve 1 Nisan tarihle...           • Deri, Tekstil, Ayakkabı ve Moda Tasarım Öğrencilerinin Üretim ve Tasarım Yeteneklerinin Geliştirilmesi” proje toplantısı yapıldı Deri, Tekstil, Ayakkabı ve Moda Tasarım Öğrencilerinin Üretim ve Tasarım Yeteneklerinin ...           • Gerede Ticaret ve Sanayi Odasından öğrencilere 900 adet Spor Ayakkabı hediye   Gerede Ticaret ve Sanayi Odasından  öğrencilere 900 adet Spor Ayakkabı  hed...           • Trafik Cezalarını Artıran Kanun Resmi Gazete'de Yayımlandı Trafik Cezalarını Artıran Kanun Resmi Gazete'de Yayımlandı Trafik cezalarını artıran kanun, bug&u...           • Müftü, sahte imzayla kaymakamı bakanlığa şikayet etti Müftü, sahte imzayla kaymakamı bakanlığa şikayet etti Bolu'nun Yeniçağa il&ccedi...           • GEREDE HAYVAN VE EMTİA PANAYIRI TARİHLERİ 14-15-16 EYLÜLDE BAŞLIYOR. GEREDE HAYVAN VE EMTİA PANAYIRI TARİHLERİ 14-15-16 EYLÜLDE BAŞLIYOR. Her yıl eylül ayı...           • Kredi kartı kullananlar dikkat! Çok önemli uyarı Kredi kartı kullananlar dikkat! Çok önemli uyarı TÜKODER Genel Başkanı Aziz Ko&c...           • Uzmanlardan kimlik uyarısı! Bir an önce başvurun Uzmanlardan kimlik uyarısı! Bir an önce başvurun Uzmanlar henüz çipli kimliğe ge...           • Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği       28 Ekim 2017 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı :...           • Radar Denetimlerinde Yeni Dönem! "Dikkat, Radar Aracı" Yazılı Otomobiller Tanıtıldı Radar Denetimlerinde Yeni Dönem! "Dikkat, Radar Aracı" Yazılı Otomobiller Tanıtıldı Mersin E...           

1/ BİR GÜNLÜK - Anı Roman Boyunduruk ( Yunus Güldemir )

1/ BİR GÜNLÜK

Yazar: Anı Roman Boyunduruk ( Yunus Güldemir ) |  Tarih:25 / 4 / 2012


1/   BİR GÜNLÜK

Yıl, Bin dokuz yüz doksan dört, Kasım’ın Yirmi altısı  oldu. İki gündür bizim yaylaya alabildiğine kar yağıyor. Televizyon haberlerine göre; Bolu Dağı yokuşu ve Ankara-İstanbul yolunun Şair Dertli kesimi ulaşıma kapanmak üzereymiş.

            Bu hafta sonu, köyümüzün ormana yakın kesiminde kurulmuş mütevazı evimizde bayram havası esiyor; çünkü, Ankara’ da hem okuyup hem de bir otelde çalışan oğlum eşi ile birlikte bizi ziyarete geldiler. Odunumuz, kömürümüz, kilerimizde de yeterli yiyeceğimiz var; sobamız yanıyor, oturma odasına ılık bir bahar havası hâkim. Herkes bir şeyle meşgul; kimi eli işi yapıyor, kimi yemek hazırlıyor, kimisi de televizyondaki hafta sonu programlarını izliyor. Bense, içimde çöreklenmiş yalnızlık duygusunu yenmeye çalışıyorum. Geçen haziran ayında yazdığım “Yalnızlık” adındaki şiirim aklıma geldi. Şiir defterimi açtım bu şiiri bir kere daha okudum. Köşeme çekilerek günlük tuttuğum deftere bu şiiri bir daha bu yazımla birlikte yazıyorum;

Yalnızlık

 “Kaderim”

Düşünen, duyan insana.

İnsanlar içinde, insanlardan uzakta;

Kendi kendine konuşmak…

Sesleri dinlemek, iç âleminde;

Dış âlemi ara-sıra…

Yalnızlık;

Ayrılıkta kavuşmayı özlem;

Çıkmaz sokaklarda

İkilem!..

Kendi kendinin sesi;

Ruhların esinlerdeki nefesi…

Düşünmek, duymak, okumak, yazmak…

Yalnızın sermayesi.

Yalnızlık;

Çile, Yaratana Mektuplar,

Suç ve Ceza,

Denizden Çalınan Ülke,

Çıkmaz,

Benim Dünyam,

Naturdam’ ın Kamburu,

Pollyanna,

Gazap Üzümleri, Ateşten Gömlek,

Sokaktaki Adam,  Sizin İçin,

Bir Yağmur Başladı, Dostlar Başına,

Garipler Sokağı, Üç Duvarlı Dünya,

İnce Memet, Yanık Hava,

Taş Çatlasa, Vazgeçemediğim…

Yalnızlık;

Raflarda,

Sadece adlarını okuduğumuz

Kitaplarda.

Yalnızlık;

İçteki okyanus, içteki uzay;

Gizlilerdeki bir âlem;

Cinlerin oynadığı deli,

Çilem…

Yalnızlık;

Leonardo Da Vinci,

Monolisa;

Michelangelo, Zeus;

Sefiller Viktor Hugo,

Van Gogh, Ernst Heming way,

Kılimanjero;

Any Rayd, Biz İnsanlar, Robinson,

Doktor Jivago, Motzart Amedeus

Yalnızlık;

Çıkmazlarda ağlamak,

Beklemek, sabır…

Ölümü, ölümsüzlüğü,

İçindeki ölmeyen dostu aramak.

Yalnızlık;

Kaval, ney, mey sesi;

Davul, zurna…

Bitmeyen şarkı, bir içli türkü…

Gönüllerdeki yalnızlar;

Mevlânâ, Yunus…

Yalnızlık Allah’a mahsus.

 

            Yıllar önce kafamda tasarladığım bir çok şiir, hikâye yazma çalışmaları yaptım. Yine yıllar önce düşündüğüm, bir türkü sürekli yazmayı beceremediğim “günlük yazma” yı yine denedim, yine beceremeyip vazgeçtim; belki tembellikten, belki de yazdıklarımın bir işe yaramayacağı endişesinden, bir şeyler yazmayı istemiyorum; ama yazmaktan da vazgeçemiyorum. Geçenlerde, çok önceleri düşünüp plânladığım gibi, kısa hikâyelerle Almanya’ da öğretmenlik yaptığım yıllarda yaşadığım anılarımı yazmak istedim; düşündüm bu kısa hikâyeler birleşmeli, roman denen uzun hikâye olmalı dedim. Bir kitap hâline geldiğinde çoğaltılıp satılmasa da, içimdeki yalnızlık duygusunu yenmek gayesiyle bu romanı yazmaya bu akşam karar verdim.

            Öyle bir roman yazmalıyım ki , içinde uzun uzun tasvirler bulunmasın, okuyanı sıkmasın, okuyan bir daha okumak istesin, hiç okumayan isimden anlasın romanımın tümünü. Kısaca gerçek bir roman yazmak istiyorum. Bakalım becerebilecek miyim?

            Şimdiye kadar yazdıklarımın bir ikisi hariç yurt dışı maceramla ilgili değil. Maceramla diyorum; çünkü benim için yaşanmış hayat bir maceradır sadece. Öyle demezler mi; “Anlat bakalım hayat maceranı!..” Biraz basit ve argo da olsa macera dedim. Yine benim için, yaşanan hayat bir şiir, bir nesirdir, yazılacak yazılan, anlatılan; gelecek de; daha yaşanmayan bir şiir, bir nesirdir, bir bilinmeyen maceradır yaşayacak olana.

            Ben bir yazıyı yazarken, önce başlığını, sonra anafikrini daha sonra da giriş ve sonuç bölümünü düşünürüm. Bu benim için hayâli bir yazma plânıdır, daha sonra bölümlerini yazar, yazdıklarımı bir yere bırakarak dinlendirir, yanlışlarını düzeltir, başkalarına okuyarak görüşlerini alırım.

            Romanımın adını “Boyunduruk Parası” koydum. Anafikrini Nürnberg adlı şiirimde ifade ettim; giriş bölümüne de Almanya’dan geri döndüğüm yıllarda yazdığım “Sürgün” adlı hikâyemle başlamak istiyorum.

            Bu gün Yirmi altı Kasım Bin dokuz yüz doksan dört, Cumartesi; bu günlük şimdiye kadar günü gününe yazabildiğim bir iki günlükten bir tanesi. Dediğim gibi alabildiğine kar yağıyor bizim yaylaya; fakirlerin zenginlerin üstüne. Saat gece yarısına doğru ilerliyor. Daha yaşanmayan maceralar başlamak üzere; yaşanmayan şiirler, yaşanmayan nesirler... Ne derseniz deyin; bu yaşanmış yaşanmamış hayatın ta kendisidir, bence…

                        Ibrıcak Köyü 26 Kasım 1994 saat 22:21

 

 

 




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları


Bu yazıya yapılan yorumlar (1 Yorum)


1 - Hasan GÜLDEMİR 14/05/2017

Sevgili Dostum,şiirini ve yazını zevkle okudum.Şiirin çok güzel.Ayrıca yazacağın roman için başarılar dilerim.


İlk - < Önceki [1]  Sonraki> - Son


İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal