Zorunlu Kış Lastiği Takmayanlara 625 Lira İdari Para Cezası Verilecek Zorunlu Kış Lastiği Takmayanlara 625 Lira İdari Para Cezası Verilecek 1 Aralık ve 1 Nisan tarihle...           • Deri, Tekstil, Ayakkabı ve Moda Tasarım Öğrencilerinin Üretim ve Tasarım Yeteneklerinin Geliştirilmesi” proje toplantısı yapıldı Deri, Tekstil, Ayakkabı ve Moda Tasarım Öğrencilerinin Üretim ve Tasarım Yeteneklerinin ...           • Gerede Ticaret ve Sanayi Odasından öğrencilere 900 adet Spor Ayakkabı hediye   Gerede Ticaret ve Sanayi Odasından  öğrencilere 900 adet Spor Ayakkabı  hed...           • Trafik Cezalarını Artıran Kanun Resmi Gazete'de Yayımlandı Trafik Cezalarını Artıran Kanun Resmi Gazete'de Yayımlandı Trafik cezalarını artıran kanun, bug&u...           • Müftü, sahte imzayla kaymakamı bakanlığa şikayet etti Müftü, sahte imzayla kaymakamı bakanlığa şikayet etti Bolu'nun Yeniçağa il&ccedi...           • GEREDE HAYVAN VE EMTİA PANAYIRI TARİHLERİ 14-15-16 EYLÜLDE BAŞLIYOR. GEREDE HAYVAN VE EMTİA PANAYIRI TARİHLERİ 14-15-16 EYLÜLDE BAŞLIYOR. Her yıl eylül ayı...           • Kredi kartı kullananlar dikkat! Çok önemli uyarı Kredi kartı kullananlar dikkat! Çok önemli uyarı TÜKODER Genel Başkanı Aziz Ko&c...           • Uzmanlardan kimlik uyarısı! Bir an önce başvurun Uzmanlardan kimlik uyarısı! Bir an önce başvurun Uzmanlar henüz çipli kimliğe ge...           • Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği       28 Ekim 2017 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı :...           • Radar Denetimlerinde Yeni Dönem! "Dikkat, Radar Aracı" Yazılı Otomobiller Tanıtıldı Radar Denetimlerinde Yeni Dönem! "Dikkat, Radar Aracı" Yazılı Otomobiller Tanıtıldı Mersin E...           

DÖRTDİVANLI HİLMİ VE ŞİİRLERİ - Abdullah DEMİRCİ

DÖRTDİVANLI HİLMİ VE ŞİİRLERİ

Yazar: Abdullah DEMİRCİ |  Tarih:14 / 9 / 2015


DÖRTDİVANLI HİLMİ VE ŞİİRLERİ

Dr. Abdullah DEMİRCİ

 GİRİŞ                                 

            Dörtdivanlı Hilmi yurt çapında tanınmayan yöresel kalmış bir halk şairi. Onu unutulmaktan kurtaran ise Düzce Lisesi edebiyat öğretmeni Cevdet Canbulat'tır. Bugün Dörtdivanlı Hilmi'nin şiirlerinden haberdar olmamız tesadüflerin sonucudur. Bu arada mahalli kalmış şairlerin de bir envanterinin çıkarılması gerektiği düşüncesindeyiz. Yani bugün mesela, Bolu genelinde ne kadar şaire sahibiz? bunun ortaya çıkması gerekiyor. 2013 yılında Bilge Kaya Yiğit'in yazdığı bir makalede Bolulu divan ve tasavvuf şairlerinin sayısı 58 olarak verilmektedir. Bu sayının daha da artacağı belirtilmektedir (Yiğit, 2013).

            Bolu'da halk edebiyatı geleneğine bağlı olarak eser vermiş şairlerin sayısını kesin olarak bilemiyoruz. Çünkü hala mahalli kalmış, tanınmamış şairlerimiz mevcuttur. Burada şair Dörtdivanlı Hilmi hayatı ve şiirleriyle tanıtılacaktır.

HAYATI

            Dörtdivanlı Hilmi olarak bilinen şairin  asıl adı Abdullah Halil 'dir. Bolu'ya bağlı Dörtdivan ilçesinin Doğancılar Köyü'nden Molla Yusuf oğullarından Hacı Müderris namıyla maruf Hafız Muhammed'in oğludur(Ünlü 2000:172). Doğum tarihi "Dörtdivanlı Hilmi-Hayatı ve Eserleri 1963" isimli kitabın yazarı Cevdet Canbulat'a göre 1826'dır. O, bu bilgiyi şairin o dönemde yaşayan 80 yaşındaki torunu Halil'den almıştır(Canbulat 2010:7). Ancak o dönemin Gerede müftüsü ve "Tarih Boyunca Gerede" isimli kitabın yazarı Ali Rıza Ünlü, doğum tarihini 1827 olarak vermektedir.

            Soydan aydın ve okumuş bir ailenin çocuğudur. Dedesi Hacı Müderris Ahmet Efendi zamanında Doğancılar köyüne padişah buyruğuyla bir medrese açmış ve bu medresede öğretmenlik yapmıştır. Depremlerle yıkılan bu medresenin yerine köylü, 1944 yılında büyükçe bir cami yapmıştır.

            İlk tahsilini Doğancılar köyünde Sıbyan mektebinde yaparak şehre gelip, müftü M. Sadettin Efendi'nin halka-ı tedrisine dahil olmuştur. İkmal-ı tahsil ederek icazet almıştır(Ünlü 2000:172).

            Canbulat'a torunu Halil'n verdiği bilgiye göre İstanbul'da iyi bir medrese öğrenimi görmüştür. Pederinin ölümü üzerine Dörtdivan'ın Cuma yerindeki Babahazır nam-ı diğer Alaca mescit cami-i şerifinin hatipliği kendisine verilmiştir(Ünlü 2000:172).

            Hilmi'nin babası Hacı Hafız Abdullah Efendi de hacı, hocadır. Annesi Hacı Sare de Hicaz'a gitmiş, dinine sıkıca bağlı bir kadındır. İşte bu okumuş hacı ve hoca ana-baba çocukları Hilmi'yi İstanbul'a göndererek medresede okutmuştur. Medrese öğreniminden sonra köyüne dönen Hilmi, köyünde hatiplik yapmıştır. Bu yüzden çevresinde "Hoca Hacı Hatip" adıyla anılmaktadır. Nüfus ana kütüğünde ve askerlik işlemlerinde "Kocaeli sancağında imamdır" diye yazılıdır(Canbulat 2010:8).

            Görev yaptığı cami ve mezar yeri kaynaklarda farklı zikredilmiştir. Hilmi'nin torunu Halil'in söylediğine göre 1903 yılında Doğancılar köyünde ölmüş ve köyün mezarlığına gömülmüştür. Halen mezarı baş ve ayak uçlarına dikilen iki taşla unutulmaktan kurtarılmıştır(Canbulat 2010:9).

            Hilmi'nin Hicaz'a gittiği bu yolculuğa başlarken yazdığı iki ilahisinden anlaşılmaktadır. Şair Hilmi'nin dedesi Hacı Müderris Ahmet Efendi hakkında anlatılan menkabe şöyledir:

            Söylendiğine göre Hacı Müderris Ahmet Efendi Kırklardandır. Doğancılar köyünde "Bayır" denilen yerde Kırklardan birinin de yatırı vardır. Hacı Müderris Efendi, her sabah bu yatıra gider, sabah namazını orada kılar, dönermiş. Bu gidiş -gelişten karısının hiç haberi olmazmış. Bir sabah karısı uyanmış, bakmış ki Hacı Müderris Efendi yok. Dışarıya çıkmıştır diye bir süre beklemiş. Sonrada sıra ile helaları, hayvan ahırlarını aramış, hiçbir yerde yok. Bir süre sonra da her sabahkinden biraz gecikmiş olarak Hacı Müderris Efendi eve ulaşmış. Yatağına yatmış. Karısı :

         -Neredeydin sen bu sabah? diye Hacı Müderris Efendi'yi zorlamış. Durumu söylemeden karısından kurtulamayacağını anlayan Müderris Efendi:

            -Kırklara gittim idi. Ben her sabah oraya giderim. Bu sabah gelirken, yolda çiğdemler çıkmış ve her çiğdemin dalına melekler konmuş idi. Onlara basmamak için sakına sakına, sağı solu aralayarak geldiğim için geciktim, demiş. Dört Divan köyleri, bu ve buna benzer birçok hikâyeleri tam bir inanç ve saflıkla kuşaklar boyunca anlatıp devam ettirmektedirler.

          ŞAİR HİLMİ'NİN ŞİİRLERİNİN BULUNUŞU

            Düzce Lisesinde Türkçe öğretmeni olan Cevdet Canbulat, Bolu'nun Yeniçağa ilçesi Şahnalar köyünde ve civarında başka şairlerin de bulunabileceğini her zaman düşünür, günün birinde böyle unutUlmuş bir şairi bulacağını hayal eder.

            O, bunu şöyle anlatır :

Dertli'nin hayatındaki bazı karanlık noktaları aydınlatmak, yeni koşuklarını bulmak için yerinde ve çevresinde yaptığım aramalarda elime geçen kalın bir cönkü karıştırmaya başladım. Bu cönkü dolduran birçok destanların, koşmaların, ilâhilerin, türkülerin sahibi "HilmÎ" adlı bir ozanın peşine düştüm. "Hilmi" adlı ozanları araştırmaya başladım. Gördüm ki, bu "Hilmi" şimdiye kadar gizli kalmış, çevresinden dışarıya taşamamış, adı ve yapıtları edebiyatımıza ulaşamamış, küçümsenemeyecek çapta yeni bir ozandır(Canbulat 2010:7).

            Canbulat araştırmaları sonucunda Doğancılar köyünün öğretmeninin de yardımıyla cönkün ele geçtiği Doğancılar köyünde şairin burada doğup, burada öldüğünü tespit eder.

ŞİİRLERİN ÖZELLİKLERİ

         Ali Rıza Ünlü'ye göre merhum, bazen Hilmi, bazen de Sevdayi mahlasını kullanmıştır. Ona göre Hilmi, alim fazıl ve mutasavvıf, edebiyata meraklı bir zattır. Ünlü, kitabında yer verdiği Tevhid İlahisi, Bülbül, Feryat şiirleri ve Vakit Ahir Zaman Oldu destanını Hafizi Nesimi'den elde ettiğini yazmaktadır.

            Şair Hilmi, eserlerinde Dertli'yi izlememiş ve onun peşinden koşmamış bir şair olarak görünmektedir. Onun Dertli'den farkı, medresede okumuş olması ve bir kalem şairi olmasıdır. Dertli ise, dolaştığı yerlerde görgüsünü artırarak olgun bir saz şairi niteliği kazanmış, tasavvufa ve divan şairlerine de eğilim duyup aruzla da yazan bir şairdir.

            Hilmi, medrese öğrenimi yaptığı halde sade bir dille ve yalnız hece ölçüsü ile söylemiş ve yazmıştır. Mısralarında ve destanlarında Arapça söz ve tamlamalara az yer vermiştir. Kullandığı dil, günlük konuşma dilidir.

            "Hilmi'nin koşukları ve destanları, çağının günlük ve doğa olaylarını dile getirmektedir. Kıtlık, yangın, su baskını, deprem gibi yıkımlar, savaş, ayrılık, savaşta vurulup ölme, halkın vicdanında iz bırakan doğal olay üzerine kurmaktadır eserlerini. Çok gerçekçidir. Birçok cenk destanlarında birçok savaşları tarihte göremediğimiz bir açıklık ve güzellikle anlatmıştır. Hemen hemen bütün destanlarında ince bir mizah ve gizli bir yergi vardır. " (Canbulat 2010:9)

            Plevne Savaşı'nda vurulup ölen üç oğlu için "Oğullar Destanı" adı ile uzun bir destan düzmüştür. Bu savaşta üç oğlunun vurulup ölmesini dininin ve yurt ödevinin bir gereği olarak karşılamıştır. "Destan-ı Saman" adlı bir destanında, beş kuruşa çürük bir sepet samanının  satılmasını insan fiilinin azdığına yorumlamış ve destanında bu çeşit insanlara çatmıştır.

            Hilmi, milli duyuşu ve görüşü kuvvetli bir şairdir. İki oğlunu Plevne'de yurt ülküsü uğruna öldüğünü, Plevne Destanı' nın son dörtlüğünde şöyle haber veriyor:

            "Hilmi iki oğlunu şehit verdi

            Leyl-ü nehar yüzün yerlere sürdü

            İlahi sağlıkta kavuştur dedi

            Duası müstecap ola mı Yarab?

 

            Gerçi noksan olmuş ruzi beyitler

            Zihnimiz dağıttı merhum yiğitler

            Ciğerimizde vardır çok delikler

            Dar-ü beka oldu üç evladımız"

 

            Oğullar Destanı, Plevne'de vurulup ölen oğullarının baba yüreğinde açtığı derin acıyı dile getiriyor. Bu destan Dörtdivan köylerinde hala makamla okunmakta ve gözyaşı döktürmektedir.

KAYNAKÇA

            Canbulat, Cevdet. Dörtdivanlı Hilmi Hayatı ve Şiirleri, İstanbul 1963, 2. Baskı Ankara 2010, Dörtdivan Belediyesi Yayını

            Ünlü, Ali Rıza. Tarih Boyunca Gerede (Haz. Adem Çevik, İstanbul 2000)

            Yiğit, Bilge Kaya. "Bolulu Divan ve Tasavvuf Şairleri", A.İ.B.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 13, Sayı 2, Güz 2013

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

            BEYİT

            Kavak meyve vermez, diken de sümbül,

            Yarasa toy olmaz, leylek  de bülbül.

            Deve katır olmaz, merkep de düldül,

            Bin yıl tımar etsen küheylan olur mu?

 

            Kamiller nasihat dinleyin çokça,

            Mangır altın olmaz, demirden akçe,

            Her yerde gül bitmez, bostandan yonca,

            Bülbül ötmek iken Gülsen olur mu?

 

            Tunçtan kılıç olmaz, ağaçtan bıçak,

            Nekes cömert olmazi muhannet koçak,

            Kağıt tandır olmaz, kerpiçten ocak,

            Odun yakm ak ilen külhan olur mu?

 

            Hamamda olur mu havuzdan kurna,

            Dümbelek davul olmazi düdükten zurna,

            Serçe keklik olmaz, doğan da turna,

            Kargayı besleyin şahin olur mu?

 

            Şairler çalarlar tanbur ile saz,

            Tavuk horoz olmaz, ördek dahi kaz,

            Cahil vaz dinlemez, muhannet niyaz,

            Mevlanın indinde insan olur mu?

 

            Gayetten makbuldür okuyup yazan,

            Muhannet neylesün deryada yüzen,

            Dağlarda büyüyüp yabanda gezen,

            Kamiller içinde irfan olur mu?

DESTAN BUDUR

            Ne pek yüksek olsun, derler ki yüce,

            Ne pek kısa olsun, derler ki cüce.

            Sarsam orta boylu üç gün üç gece,

            Pembe döşek yorgan sefasına bak.

 

            Kuşansa yakışur şalın incesi,

            Ne de nazik olur belin incesi.

            Geriden bellolur malın iyicesi,

            Salınıp yürürken edasına bak.

 

            Eğer kız alursan mislini ara,

            Nafile boş yere harcetme para.

            Alursan yüzünü çıkarır kara,

            İptida kızının anasına bak.

 

            Yarin güzel ise eyle ülfeti,

            Şekerden tatlı olur anın sohbeti.

            Bir yiğitin kötü olursa işreti,

            Kıyamete kadar belasına bak.

 

            Kiminin elinde vardır san'atı,

            Kimi ezber eder okur ayeti.

            Kimisi şah olur eder hizmeti,

            Gel de şu yazımın imzasına bak.

 

            .......................................................

 




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.
Ad,Soyad *
E-Posta *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)



İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal